|
Küçük yapraklı ebegümeci (Malva Vulgaris), çit ,yol ve eski duvar
kıyılarında , harabeliklerde , ama yalnızca insanların yaşadıkları yerlerin
çok yakınlarında yetişir . Büyük yapraklı ebegümeci (Malva Grandfolia)
ve öteki değişik cinsleri genellikle çiçek ve sebze
bahçelerinde yetişir . Anadolu'da 8 Malva türü yetişmekte olup , bunların
çiçek ve yaprakları bir ayrım yapılmaksızın "Ebegümeci" olarak
kullanılmaktadır . Bu bitkilerin hepsi de yapraklarında , çiçeklerinde
ve saplarında (bamyada olduğu gibi) bir sümüksel madde içerirler . Küçük
yapraklı bitkinin uzun saplarının ucundaki yapraklar yuvarlak ve çentiklidir
. Açık pembeden eflatun rengine kadar değişebilen renkte çiçek açarlar
.Bir de yuvarlak meyvesi vardır . Çiçekleri , yaprakları ve sapları ,
Haziran'dan Eylül'e kadar toplanabilir . Bitki , kurutulduğunda özelliklerinin
bir bölümünü yitireceği için , elden geldiğince taze kullanılması gerekir
. Ama kurutulmuş bitki yine de kullanılabilir .
Ebegümeci çayı , özellikle mukoza iltihaplarında
, gastrit , mesane iltihabı , mide ve bağırsak mukoza
iltihabında ve ağız boşluğu iltihabında olduğu kadar , mide ve
bağırsak ülserinde de başarıyla kullanılabilir . Ama bu son iki hastalık
için , arpa ile karışık bir çorba hazırlamak gerekmektedir . Önce arpa
kaynatılır ve soğuduktan sonra bitki yaprakları eklenir . Ayrıca , akciğer
balgamlanmalarında , bronşiyal nezlede , öksürük ve aşırı
ses kısıklığında özellikle önerilir . Gırtlak ve bademcik iltihabı
ve ağız kuruluğunda da başarıyla kullanılabilir . Bitki , sümüksel
özelliğinin yitirilmemesi için , geceden soğuk suya koyularak demlenmelidir
. Günlük kullanım için 2 veya 3 bardak ılıklaştırıp , gün boyunca yudumlanarak
içilmelidir .
Nefes darlığına yol açan akciğer amfizemi bile ebegümeci
çayı ile iyileştirilebilir . Bu durumda , günde en az 3 bardak çay
içilmeli ve süzüldükten sonre geriye kalan yapraklar iyice ısıtılarak
bronşların ve akciğerin üstüne geceleyin kompres olarak
uygulanmalıdır .
O ldukça ender görülen gözyaşı azlığı durumunda da , gözlere
ebegümeci banyosu ve kompresi uygulandığında , çok iyi sonuçlar alınabilir
.
K aşınan ve yanan yüz alerjilerinde de , yüzü ılık ebegümeci
çayı ile yıkamak rahatlatıcıdır .
E begümeci dıştan , kırıklardan veya damar iltihaplarından kaynaklanan
yaralarda , çıbanlarda , şiş ayak ve ellerde kullanılır
.Bu durumlarda , ayak ve el banyoları yapılmalıdır
. Bu banyolarda çok iyi sonuçlar alındığını söyleyebilirim . Özellikle
kırık ayak kemiklerinde ,
yük taşımak zorunda kalan ayağın şişmesi halinde , ebegümeci harikalar
yaratır . Bir keresinde , komşum olan bir hanım ayak kemiğini kırmıştı
. Sürekli problem yaratan bu kırık yüzünden , bir süre sonra yeniden hastaneye
yatmak zorunda kalmıştı . Hastaneden çıktığında rastladım ona . Sakat
ayağı dizkapağına kadar şişmiş ve baston kullandığı halde güçlükle yürüyebiliyordu
. Işte o zaman onunla ebegümeci topladık ve ertesi gün ayak banyolarına
başladı . Bir hafta sonra bastonsuz yürümeye başladı . Sağ el bileği kırılmış
başka bir kadında da aynı olayı yaşadım . Bu ev kadını da , sağ elini
kullanmakta zorluk çekiyordu . Sakat el geceleri ağrıyor ve sık sık şişiyordu
. Ona da ebegümeci kullanmasını önerdim ve kısa sürede başarılı bir sonuca
ulaşıldı .
A çık yaralı şiş bir bacak , kişi ne kadar yaşlı olursa olsun ,
uzun süre bekletilmemelidir . Burada da ebegümeci banyoları , sinirliot
ile birlikte yardımcı olacaktır . Sinirliot , iyice yıkanıp hafifçe
ezildikten sonra yaranın üstüne yatırılmalıdır . Yara , 10 veya 15 yıldır
kapanmamış olsa bile , en geç bir kaç gün içinde kapanacak ve bir daha
da açılmayacaktır . Eğer böyle bir yara yüzünden acı çekiyorsanız , mutlaka
dar yapraklı sinirliotu kullanınız . Yaranın ne kadar çabuk kapandığını
görerek şaşıracaksınız ve bu satırları okurken , sakın Bayan Treben abartıyor
diye düşünmeyiniz ! Söylediklerimde ısrar ediyorum , çünkü onların gerçek
olduğunu biliyorum .
Ş imdi , kulağa mucize gibi gelebilecek , ama gerçeklere dayanan
bir öykü anlatmak istiyorum . Bu küçücük bitkinin şifalı gücüne şaşmamak
elde değil . Bir gün Linz'deki Tiyatro Gazinosunda yalnız başıma yemek
yiyordum . Yanıma oturan bir kadınla konuşmaya başladık ve bu arada eşinin
sağlığı hakkındaki üzüntülerini de öğrenmiş oldum : Adam sık sık hastaneye
gitmek zorundaymış ve son günlerde sesini de yitirmiş . Doktorlar , sorularına
hep kaçamak yanıt verdikleri için hastalığın gırtlak kanseri olduğundan
kuşkulanmaya başlamış . "Cesaretinizi yitirmeyiniz , şifalı bitkileri
deneyiniz . Nasıl olsa , gırtlak iltihaplanmalarını iyileştiren ebegümecimiz
var . Eşinize gün boyunca sık sık gargara yaptırın ve geceleyin de , geri
kalmış
olan posayı arpa unuyla karıştırarak , sıcak kompres olarak uygulayınız
." dedim ona . Tam bir hafta sonra beni aradı : "Bir koruyucu
melek beni masanıza yöneltmiş olmalı . Kocam kendini çok daha iyi hissediyor
. her şeyi söylediğiniz gibi yaptık . Doktor olan kızıma telefon ederek
, babasını hastaneden çıkaracağımı ve şifalı bitkilerle tedavi etmeye
çalışacağımı söyledim . Eğer bu seni rahatlatacaksa , yapabilirsin anne
, dedi . Ayrıca , konuştuğumuz doktorumuz da , prensip olarak şifalı bitkilere
karşı olmadığını söyledi . Ben de kocamı eve çıkardım . Sık sık gargara
yapıyor ve ben de bir yandan boğazına kompresler yapıyorum . Bir kaç günden
beri yine konuşabiliyor ." Bir hafta sonra ikinci bir telefon daha
geldi :"Kocamın durumu çok iyi ve kısa zamanda yeniden çalışmaya
başlamayı düşünüyor . Size yalnızca kocamı tedavi eden doktorun sözlerini
yinelemek istiyorum : "Bu kadın (Bayan Treben) bir altın madalya
hak etmiş doğrusu " .
Y ani , bizim kendi halindeki ebegümecimiz yalnızca gırtlak iltihabını
iyileştirmekle kalmayıp , tehlikeli gırtlak hastalıklarında da
başarı sağlayabiliyor . Bu tür olaylarda , gün boyunca kullanılmak üzere
, iki buçuk litre suya geceden bitki eklenerek demlenmeye bırakılır (Bir
bardak suya , yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış taze bitki) ve ertesi gün
hafifçe ısıtılarak bir termosa doldurulur . Gün boyunca , yudumlanarak
4 bardak çay içilir ve gerisiyle de derin gargaralar yapılır . Hastayı
sinirli kılan , gırtlak , ağız boşluğu ve burun kuruluklarında
da gün boyunca elden geldiğince sık gargara yapılmalıdır .
Ö zellikle kırsal kesimdeki evlerin çevresinde yetişen ebegümeci
, günümüzde azalmaya yüz tutmuştur . Evleri çamur ve rutubetten korumak
ve de güzel bir görünüm kazandırmak amacıyla , çevrelerine beton dökülmektedir
. Böylece , bitkinin yaşam alanı daraltılmaktadır . Varlığı için Tanrı'ya
edeceğimiz teşekkürlerin hiç bir zaman yeterli olamayacağı , insanlığın
bu büyük yardımcısı , ne yazık ki , böylece her geçen gün azalmaktadır
.
Kullanım Biçimleri :
Çay
Hazırlamak : Yalnızca soğuk suda
demlendirilmelidir . Yarım tatlı kaşığı bitki (ince kıyılarak kurutulmuş)
, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya akşamdan eklenir , sabahleyin
süzülür ve ılıklaştırılır .
Ayak ve El Banyoları : Iki
avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki , 4-5 litre soğuk suya akşamdan eklenir
, ertesi gün , elin veya ayağın dayanabileceği kadar ısıtılır ve süzülür
. Banyo süresi 20 dakikadır . Banyo suyu , yeniden ısıtılarak iki kere
daha kullanılabilir .
Bitki Kompresi : Çay süzüldükten
sonra artan posalar biraz suyun içinde ısıtılır , arpa unu ile lapa haline
getirilir ve bir bezin üstüne yayılarak , sıcak sıcak uygulanır . Kompresin
sıcaklığını yitirmemesi gerekir . Kompres süresi isteğe göre düzenlenebilir
.
Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın
Eczanesinden Sağlık" , Maria Treben
2-Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık
Fak.
EBEGÜMECİ YEMEĞI
- ½ kilo ebegümeci
- 1 çorba kaşığı tereyağı
- 1 iri soğan
- 100 gram kıyma
- 1 çorba kaşığı salça
- 2 su bardağı su
- 2 çorba kaşığı pirinç
- 4 diş sarmısak
- ¼ su bardağı limon suyu
- 1 tatlı kaşığı tuz
- ½ demet nane
Yapılışı :
Ebegümecilerini ayıklayıp
yıkadıktan sonra doğrayın . Yağda soğanı ve kıymayı kavurun
. Ebegümecileri ilave edin, karıştırdıktan ve biraz kavurduktan
sonra suyu ilave edin . Ebegümeciler yumuşayınca yıkanmış
pirinçleri üzerine serpin . Pirinçler de pişince sarmısakları tuzla
ezip , limon suyu ile yemeğe ilave edin , iki taşım kaynatıp, ateşten
alın . Afiyet olsun .
|